Sultan II. Abdülhamit 1876 tarihinde Osmanlı Devleti’nin çok sıkıntılı bir anında tahta çıktı. Devlet hem Tanzimat problemleriyle uğraşmakta hem de Rus savaşının eşiğinde bulunmaktaydı.
Dış siyasette devlet giderek yalnızlaşmaktaydı. Bu nedenle Sultanın üzerinde yoğunlaşacağı konu birliği korumak ve dış baskıları indirebileceği kadar aza indirgemekti. Bütün bunlar Abdülhamit’i içeride ve dışarıda bulunan Müslümanlara önem vermeye itmekteydi.
Abdülhamit’in siyaseti, İslamın iç siyasette Müslümanları birleştirici, teşkilatlandırıcı bir vazife ile vurgulanması ve halifeliğin dış dünyada gündeme getirilmesini bütün dünya Müslümanlarını himaye edici gösterip bir ülkü birliğini teşkil etmek çabaları şeklindeki bir “İslamcı siyaset” olarak tanımlanabilir.1 Tebaasının önemli bir kısmının gayrimüslimlerden meydana geldiğini bilen Sultanın Osmanlıcılık yerine İslamcılık fikrine ağırlık verişinde tarihi şartların önemli tesiri vardır. Bununla birlikte padişahın İslamcılık siyaseti, sadece Osmanlı Devleti’nde değil bütün İslam topluluklarında da ilgiyle izlenmiştir.
Sultan Abdülhamit, İslamcılık siyasetini devletin resmi siyaseti haline getirirken önemli fikir adamlarından da yararlanmıştır. Bu fikir adamlarının en önemlilerinden birisi Cemaleddin Efgani’dir. Efgani, İslamcılığın belki mucidi değil, fakat canlandırıcısı veya yayıcısıdır. Ona göre; İslam birliğinin din bağı, hac ve hilafet olmak üzere üç dayanağı vardır. Din bağı, çok önemli bir birleştirici faktör olup ümmet birliği de ancak onunla sağlanabilir. Cemaleddin Efgani, Sultan Abdülhamit’in İslamcı siyaset güderken halifelik kurumundan nasıl yararlanması gerektiğini de belirtmiş ve Abdülhamid’i farklı bir İslam birliği, Şii-Sünni yakınlaşması ve yönetim biçimi konularında en azından fikir planında etkilemiştir. Nitekim Sultan, Efgani’nin de görüşleri doğrultusunda hilafet otoritesinden de faydalanarak İslam ülkelerinin manevi desteğini almak ve Osmanlı toprakları üzerinde yaşayan Müslümanları korumak istemiştir. Bununla birlikte Efgani’nin İslam birliği ideolojisi daha kapsamlı ve derindir.2 Sultan II. Abdülhamit, Cemaleddin Efgani’den başka Said Halim Paşa ve Ahmed Cevdet Paşa gibi fikir adamlarından da yararlanmış ve bu konularda onlarla görüşmüştür.
Abdülhamit’in İslamcılık anlayışı değerlendirmek, onun halifeliği nasıl gördüğünü de göstermektedir. Bu nedenle halifelik kurumu ile devlet siyaseti arasında yakından bir ilişki görülebilir. Nitekim bu dönemde İslamcılık siyasetine ağırlık verirken bunu elindeki halifelik kurumunun gücü ile başarabileceğini bilen Sultan Abdülhamit, tebaasının Türk unsuruna gösterdiği ilgiyi Arap unsuruna da göstermeye çalışmış, onların 1789’dan beri var olan milliyetçilik akımlarından etkilenmelerini önlemek için kendileriyle ilgilendiğini belli etmiş, Tunuslu Hayrettin Paşa’yı sadrazamlığa getirmesinin yanı sıra, sarayda da Arap asıllı görevliler bulundurmuş, bunun haricinde de İslam ülkelerinde etkili tarikat şeyhleri ile sıcak diyaloglara girmiştir. 3
Abdülhamit, Müslümanların “Osmanlı hilafeti ve saltanatına” bağlanması ile imparatorluğun devam etmesinin mümkün olacağını düşünürken, dış siyasetinde de panislamizmi benimsedi. Nitekim padişah hilafetin manevi gücünü Rusya’dan başka, sömürgelerinde milyonlarca Müslüman’ın yaşadığı İngiltere, Fransa ve Hollanda’ya karşı da kullanacaktır. Abdülhamit bunu sarayında kurduğu gizli teşkilat sayesinde yürütmüş, bununla birlikte bazen resmi yollarla da yapmıştır.4 Bununla birlikte Abdülhamit zamanında Osmanlı sarayına Reşit Efendi adı ile giren İngiliz ajanı Yahudi Vambery de, bir Hindistan gezisi sırasında Hintli Müslümanların İngilizlere karşı kışkırtılmalarının Osmanlı sarayından yönlendirildiğini öğrendiğinde çok şaşırdığını belirtmiştir.5
1 Cezmi Erarslan, Doğruları ve Yanlışlarıyla Sultan II. Abdülhamid, İstanbul 1996, s.65.
2 Hayreddin Karaman, “Efgani, Cemaleddin”, T.D.V.İ.A., c. 10., İstanbul 1994, s.462.
3 Bayram Kodaman, “II. Abdülhamid”, Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, İstanbul 1990, s.61.
4 Ercüment Kuran, Türkiye’nin Batılılaşması ve Milli Meseleler, Ankara 1997, s.94-95.
5 Mim Kemal Öke, Saraydaki Casus, İstanbul 1998, s.73.
Etiketler: , abdülhamit istibdadı, II. ABDÜLHAMİT VE İSLAMCILIK, islamcılık fikir akımı, islamcılık politikası, islamizm, istibdat, panislamizm, sultan abdülhamitin islamcılık siyaseti